Almanya Masters 2013

Berlin’de oynanan turnuvada, finalde Marco Fu’yu 9-6 yenen Allister Carter şampiyon oldu. Sabah seansında ilk iki frame’i Fu kazandı. İlk frame 52 dakika sürmüştü ama daha sonraki frame’lerde tempo yükseldi. Fu’nun skoru 3-1’e getirdiği frame’de 147’ye gitme ihtimali vardı. 12 kırmızı topu siyahla oynadı, fakat 13. kırmızıda potu kaçırdı. Hedef topu iki kırmızının arasından kıl payı görüyordu, bu nedenle kaçan potun kolay olduğunu söyleyemeyiz. Sabah seansının ikinci bölümünde oyun dengeli ilerledi ve seans Fu lehine 5-3 tamamlandı.

Akşam seansına Carter çok iyi başladı. İlk iki frame’i yüzlük serilerle kazandı. Yanlış hatırlamıyorsam Fu’nun bu iki frame’de hiç potu yok. Seansın 3. frame’i biraz daha dengeliydi ama Carter yine kazanarak skoru 6-5’e getirdi ve maçta ilk kez öne geçti. Fu’nun 6. frame’ini ne zaman kazandığını hatırlamıyorum ama akşam seansında oyun olarak maça hiç ortak olamadı ve çok ciddi hatalar yaptı. Carter seansın başına kıyasla yavaşlasa da 9. frame’ini kazanarak kupayı kaldırdı.

Finaldeki iki oyuncunun önceki maçlarına bakarsak Carter’ın daha rahat geldiğini söyleyebiliriz. İlk turlardaki sürprizler nedeniyle yarı finale kadar nispeten kolay rakiplerle oynadı ve maçları farklı kazandı. Tabii yarı finalde Neil Robertson’ı da rahat yendiğini ekleyelim. Gerçi önceki turlarda daha zorlu rakiplerle (Mark Williams veya Judd Trump) eşleşse bile bu formuyla tur atlaması sürpriz olmazdı. Kısaca Carter’ın çok iyi bir hafta geçirdiğini ve tüm maçlarını zorlanmadan kazandığını söyleyebiliriz.

Diğer oyunculara da kısaca değineceğim ama Carter ile ilgili birkaç şey daha eklemek istiyorum. Son iki maçta Carter’ın double denemelerindeki yüksek başarı oranı dikkatimi çekti. Snooker’ı 1,5 yıldır takip ediyorum, daha önce hiçbir oyuncudan böyle üst üste başarılı double’lar görmemiştim. Carter ile ilgili söyleyeceğim son şey sık sık rest kullanmak zorunda kalmasıyla ilgili. Final maçında arka arkaya birkaç pozisyonda rest kullandıktan sonra kısa boyuna isyan ediyormuş gibi yaptığı hareket aklımızda ilginç bir an olarak kaldı.

Fu’ya dönecek olursam, finale gelene kadar hiçbir maçını izleyemedim. Barry Hawkins ile oynadığı yarı final maçını kaçırdığım için kendime kızıyorum. O maçın sonucu benim için sürpriz oldu. Çünkü Hawkins’in o maça kadar gösterdiği performans çok iyiydi. Son 16 turundaki maçının ilk 4 frame’ini izledim. Mark Allen’ı adeta sildi süpürdü. İlk frame’i kaybetti ama benim izlediğim bölümü 3-1 önde tamamladı. Seans arasından sonra iki frame daha alarak maçı 5-1 bitirmiş. Çeyrek finalde ise son ayların en formda ismi Mark Selby’i 5-1 yendi. Bu maç yayınlanmadığı için izleyemedim.

İlk turlardaki sürprizlere bakarsak en büyük sürpriz John Higgins’ten geldi. Son 64 turunda Peter Lines’a elendi. Judd Trump ise aynı turu karar frame’inde zar zor geçti. O maçı izledim, James Wattana 3-1 geriden gelip 4-3 öne geçmişti ama 5-4 yenildi. Yanlış hatırlamıyorsam Trump o maça 140 civarında bir seriyle başlamıştı. Turnuvadaki sürprizlerden biri de son 32 turunda Mark Williams’tan geldi, Michael Holt’a 5-1 yenildi. Maçın bir bölümünü izlediğim kadarıyla Williams maçta hiç yok gibiydi.

Turnuvanın genel atmosferi seyirci açısından oldukça iyiydi. İlk gün haricinde Tempodrom’da hemen hemen hiç boşluk yoktu. Almanya’nın bir snooker merkezi olma yolunda ilerlediğini söylesek herhalde yanlış olmaz. Almanya bazı konularda Çin’den çok daha iyi durumda.

Tags:

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of