Anadolu Efes 77-69 Olympiacos

Abdi İpekçi Arena’da izlediğim EuroLeague maçında güzel bir galibiyet aldık. Geçen hafta Fenerbahçe’yi yendikten sonra play-off’a kalmayı garantilemiştik ama matematiksel olarak dördüncülük şansımız halen devam ediyor, bu yüzden her galibiyet çok önemli. Galatasaray yarın (saat itibariyle bugün) Saski Baskonia’yı yenerse Anadolu Efes ilk 6’yı da garantileyecek. Play-off’ta Real Madrid ve CSKA Moskova ile eşleşmekten kurtulmak için 6. sıra çok kritik. Şimdi biraz da maçla ilgili aklımda kalanlardan bahsedeyim.

Koç Velimir Perasovic, Zalgiris ve Fenerbahçe maçlarındaki ilk beşi bozmadı; Jayson Granger, Doğuş Balbay, Cedi Osman, Derrick Brown ve Bryant Dunston ile başladı. İlk dakikalarda oyun kuramadık, zoraki atışlarla hücumlardan boş döndük. 10-2 geriye düşünce Perasovic televizyon molasını beklemeden mola aldı, Doğuş’un yerine Thomas Heurtel’i sahaya sürdü. Heurtel oyuna girdikten sonra toparlandık. İlk 5 dakikasında faul olmayan maçta Vassilis Spanoulis arka arkaya 2 faul yapınca kısa bir süre sonra kenara geldi. Georgios Printezis de oyundan çıkınca rüzgarı arkamıza aldık ve ilk periyodu 7 sayı önde bitirdik.

İkinci periyoda Spanoulis ve Printezis yine kenarda başladı. Efes ilk periyodun sonundaki ivmeyle devam edince fark çift hanelere çıktı. Heurtel ile birlikte Granger’ın yerine oyuna giren Brandon Paul da skora katkı verince hücumda fazla sıkıntı çekmedik. Hatta ilk yarıda Cedi haricinde tüm oyuncular gayet verimli oynadılar, Cedi ise pek ortalıkta gözükmedi.

Üçüncü periyoda pek istediğimiz gibi başlayamadık. Olympiacos bulduğu üçlüklerle farkı kapattı, hatta bir ara 2’ye kadar indirdi. Bu bölümde Tyler Honeycutt devreye girmeye başladı. Bulduğu sayıların yanı sıra ribaundlarda adeta uçmasıyla takımın direncini artırdı. Cedi de birkaç pozisyonda potaya hızlı gidip, ondan beklediğimiz hareketleri yapmaya başlayınca Efes yeniden gaza bastı. Heurtel tam olarak hangi periyotta yapmıştı hatırlamıyorum ama ikinci yarıda çok önemli iki top çaldı, biri rakip potanın yakınındaydı.

Son periyotta takım olarak savunmamızla ön plana çıktık. Alex Kirk kadroda olmadığı için zaman zaman çift 4 numaraya dönsek de Dunston 34 dakika ile biraz fazla süre aldı ama buna rağmen son periyottaki savunması çok iyiydi. Honetcutt dediğim gibi ribaundlarda çok istekliydi. Rakibin faul çalındıktan sonra öylesine yaptığı atışlarda topu havada yakalaması, potaya girmek üzere olan topu çemberin içinden tokatlayıp, basket sayılsa bile rakibe mesaj vermesi takdire değerdi.

Bugün kötü oynadığını düşündüğüm bir oyuncumuz yok, tüm takımın konsantrasyonu iyiydi. Bu arada Brown’dan pek bahsetmedim ama maçın her bölümünde azar azar katkı verdi. Honeycutt’tan sonra en çok ribaund alan oyuncuydu, skor da üretti. Topu kendisi ileri götürmeye çalışıp şut saatine bakmadan atış yapmadığı sürece müthiş faydalı bir oyuncu. Neyse, aklımda maçla ilgili bunlar kalmış. Haftaya Real Madrid deplasmanı çok zorlu olsa da kazanıp, normal sezonu mümkün olan en iyi yerde bitiririz umarım.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of