Anadolu Efes yarı finalde elendi

Aslında başlıkta Anadolu Efes’in elenmesini değil de Beşiktaş Sompo Japan’ın finale çıkmasını ön planda tutmak gerekirdi ama desteklediğim takım Efes olduğu için böyle bir başlık kullandım, içime sinmese de. Beşiktaş’ı tebrik ediyorum. Sezon başında Ufuk Sarıca’nın göreve gelmesiyle neredeyse sıfırdan bir takım kurdular, ortaya iyi bir takım oyunu çıktı. Final serisinde Beşiktaş’tan daha ayrıntılı bahsedeceğim.

Gelelim Efes’e. Sadece Beşiktaş serisi değil, tüm sezonla ilgili bu yazacaklarım. Sahip olduğu bütçenin hakkını veremeyen, sezon genelinde kadro potansiyelinin altında oynayan bir takım izledik. Baş antrenörlüğe Velimir Perasovic getirildiğinde beklentilerim büyük ölçüde düşmüştü zaten. Zaman zaman seyirci eksikliği yaşayan bu takımı Perasovic gibi bir koçun motive etmesi zordu, edemedi de.

Sezonluk bilet almayı bile düşünmüyordum ama sezon başı yaklaşınca dayanamayıp ucuz bir yerden de olsa aldım. Hatta arkadaşlarımı da gaza getirdim, takımdan pek bir şey beklemesek de Abdi İpekçi’ye tam kadro gidecektik. İyi ki ucuzcu takılmışız, önceki sezonların aksine çok fazla maç kaçırdık bu sefer.

Sezona öyle kötü başladık ki aldığım o kombineye bile pişman olmaya başlamıştım aslında. Şunu kabul ediyorum, EuroLeague fikstüründe şanssızdık. Üst üste iki deplasman maçıyla başlayıp iç sahadaki ilk maçı CSKA Moskova’ya karşı oynadık. Fakat maçları sadece kaybetmekle kalmadık, oyun olarak da ezildik. O moral bozukluğuyla ve kızgınlıkla Real Madrid maçına kadar Abdi İpekçi’ye adım atmadım.

Efes’in transfer konusunda yaptığı hata kabak gibi ortadaydı. Alex Tyus Galatasaray’a, Ahmet Düverioğlu Fenerbahçe’ye gitmişken yerlerine sadece Alen Omic alındı. Omic ilk maçtan itibaren o kadar yetersiz bir performans orta koydu ki Perasovic Bryant Dunston’ı dinlendirmek istediğinde Omic’siz alternatifler üretmek zorunda kaldı. Durum böyle olunca ne Dunston’dan verim alabildik, ne de o kenardayken oyunumuzu oynayabildik. Sezon arasına kadar beş numara eksikliğinden kıvrandık.

Neyse ki Omic’in başka bir takıma gönderilip Alex Kirk’ün transfer edilmesiyle rahat bir nefes aldık. Dunston kenarda dinlenirken Kirk’ün özellikle takip smaçları sayesinde takımın temposu daha uzun dakikalara yayılmaya başladı. Dunston’ın oyunda kaldığı süreyi daha iyi kontrol edince onun performansı da zirveye çıktı. Avrupa’nın en iyi beş numaralarından biri olduğunu hem savunmada hem de hücumda gösterdi bize. Takımda kalmasını en fazla istediğim oyuncu ‘Dunk’ston, sözleşmesinin 2 yıl uzatılması müthiş oldu.

Takımın en büyük sorunlarından biri oyun kurucu pozisyonundaki Thomas Heurtel ve Jayson Granger’ın kritik anlarda sorumluluk almamasıydı. Türkiye’deki ve Avrupa’daki birçok takımda kırılma anlarında ve son hücumlarda topu kimin kullanacağı bellidir. Örneğin Olympiacos’ta Vassilis Spanoulis, Galatasaray’da Sinan Güler ya koçun verdiği taktikle ya da kişisel inisiyatifle şut süresi içinde en iyi pozisyonu hazırlamaya çalışırlar. Fakat bizim oyun kurucularımız genelde hiç gerek olmadığı halde ya erken şut kullandılar ya da 2-3 saniye kala bombayı başka bir oyuncunun kucağına bıraktılar.

Bir başka sorun da koçla ilgiliydi. Efes maça müthiş başlamış olsa bile Perasovic ilk çeyreğin bitmesine 3-4 dakika kala rotasyona başlayarak birçok kez takımın temposunu öldürdü. Doğuş Balbay ve Cedi Osman’ı performansları çok iyi olduğu halde oyundan almaktan çekinmedi. Perasovic’e söylemek lazım, bu oyuncular bir çeyreğin tamamında sahada kaldıklarında ölecek değiller.

Beşiktaş serisinde Perasovic’in ilk beş tercihlerini de çok beğenmedim. Sezonun 2. yarısında klasikleşen beşimiz (Granger, Doğuş, Cedi, Brown, Dunston) iyi kötü iş yapıyordu. Bir maça Dunston’sız başladı ama sadece 3 dakika dayanabildi. Son maçta da Granger, Doğuş ve Heurtel’i aynı anda sahaya sürdü. Derrick Brown’ın yerine Deshaun Thomas’ı oynattı. Thomas sezon boyunca ne oynadı ki böyle kritik maçlarda bir faydası dokunsun. Dunston’ın kenardan başladığı maçta da Thomas ilk beşteydi.

Son eleştirim Türk basketbolunun genel sorunu haline gelen, yerli oyuncuların fazla süre bulamamasıyla ilgili. Anadolu Efes 2009 yılından beri şampiyon olamasa da oyuncu yetiştirme konusunda halen Türkiye’nin lokomotifi konumunda. Fakat Dusan Ivkovic döneminde az çok süre alan birçok yerli oyuncu 1-2 sezon içinde takımdan gönderildi. Umarım bu kötü politikaya devam edilmez.

Bunca olumsuz şeyden bahsettikten sonra Duman’ın “Senden Daha Güzel” şarkısını dinleyerek ortamı biraz yumuşatalım. Şimdilik benden bu kadar.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of