Avrupa Basketbol Şampiyonası’na veda ettik

Grup maçları Finlandiya, İsrail, Romanya ve Türkiye’de; eleme turları ve finali ise sadece Türkiye’de oynanacak Avrupa Basketbol Şampiyonası’na son 16 turunda veda ettik. Grupta 5 maçın 2’sini kazanarak 4. olmuş ve çapraz eşleşme neticesinde turnuvanın favorisi İspanya ile karşı karşıya gelmiştik.

Maçtan önce İspanya’ya karşı pek şansımız olduğunu düşünmesek de çok iyi mücadele ettik ve son çeyreğin ortalarına kadar oyunun içindeydik. Furkan Korkmaz’ın üçlüğünden sonra 56-50’lik skorla sadece 6 sayı gerideydik ama son bölümde oyun disiplininden çok koptuk ve ilk yarının aksine iyi bir hava yakalayan Ricky Rubio’nun şutlarına engel olamayarak 73-56 yenildik.

40 dakika boyunca hücumda pek etkili olduğumuz söylenemez. Semih Erden’i boyalı alanda topla buluşturmamıza rağmen skor üretemedik. Savunmada ise turnuva boyunca olduğu gibi çok iyiydik. Topa çok iyi baskı yaptık, maç başına 90 sayı ortalamayla oynayan İspanya da zaman zaman hücumda sıkıntı çekti. Zor zamanlarda İspanya’yı nefes aldıran isim çoğunlukla Sergio Rodriguez oldu.

Skor üretmedeki sıkıntılarımızdan biri de oyun kurucularımızdan pek destek gelmemesiydi. Kenan Sipahi ve Sinan Güler sadece ikişer sayı ürettiler. 20 sayıya ulaşan Furkan Korkmaz ise çoğu zaman tek skor seçeneğimiz oldu. Melih Mahmutoğlu hiç üçlük isabeti kaydedemese de 10 sayı ile en skorer 2. oyuncumuzdu.

Cedi Osman ilk yarıda çok iyi değildi, kalabalığın arasına girmeye çalışıp top kayıpları yaptı. 2. yarıda toparlandı ama son bölümdeki düşüşümüzün nedenlerinden biri Cedi’nin dudağındaki kanama nedeniyle kenarda uzun süre tedavi görmesiydi. 8 sayı, 4 ribaund, 3 asist ve 2 top çalma fena bir katkı olmasa da Cedi grup maçlarında çıtayı öyle bir seviyeye çekti ki kendisinden her maçta süper yıldız performansı bekliyoruz.

Bugün ribaundlarda sorun yaşamadık. Hücum ribaundlarında 11-8 öndeydik, toplamda ise 33-33’lük eşitlik vardı. Asıl sorunumuz hücum ribaundlarını sayıya çevirememek oldu. 4’ü hücumda olmak üzere 10 ribaund alan Semih’in yeterli sertliği gösterememesi bunun en büyük sebeplerinden biriydi.

Milli Takım kendi evimizdeki turnuvaya erken veda etti ama hiçbir maçta mücadeleyi bırakmadık. Değişen jenerasyonla birlikte artık Avrupa ve Dünya şampiyonalarında finali zorlayacak seviyede olmasak da umut veren genç oyuncularımız var. Cedi ve Furkan daha yeni NBA’ye transfer oldular. Bu oyuncular Anadolu Efes’teyken 3 sezon boyunca Abdi İpekçi’de yakından izlemiştim, kendilerini sürekli geliştirdiler. Umarım NBA’de başarılı olurlar ve bizim için uykusuz maç gecelerinin sayısı artar.

Kenan Sipahi bu turnuvada en olgun oyunlarından birini oynadı. Geçen sezon Fenerbahçe-Beşiktaş serisinde de oldukça beğenmiştim. Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra kariyeri sanki biraz düşüşe geçecekmiş gibi hissetmiştim ama Beşiktaş’ta Ufuk Sarıca’nın da katkısıyla bir seviye yukarı çıktı, daha da iyisini bekliyoruz. İspanya maçı sonrasında İhsan Bayülken’in de bahsettiği gibi Kenan’ın gelişimi ve yanına bir alternatif daha bulmamız Milli Takım için çok önemli.

Yazımı fazla dağıtmadan toparlamaya çalışayım. Ben bir basketbol seyircisi olarak evimizdeki turnuvalarda final oynamamıza alıştım. 2001 Avrupa Şampiyonası’nda Yugoslavya, 2010 Dünya Şampiyonası’nda ABD ile final oynayıp kaybetmiştik. Bu sefer çok erken elendik ama Milli Takım’a kızacak bir durum yok, sadece eleştirilecek noktalar var. Oyunumuzun belli bölümleri keyif verdi, favori İspanya’ya karşı bile zaman zaman “acaba kazanabilir miyiz” düşüncesine sahip olduk.

Şimdi yapmamız gereken Milli Takım’ı alkışlamak ve Türkiye’de oynanacak kalan maçların keyfini çıkarmak. Gelecek hafta sonu seyahat edeceğim için final maçını salonda izleme şansım olmayacak ama belki hafta içine bir maç sıkıştırabilirim.

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of