Türkiye-Hollanda ilişkilerinin gerilmesi

Türkiye’de 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumu ve Hollanda’da 15 Mart’ta yapılacak genel seçimler bir araya gelince iki taraf da iç siyaset uğruna ikili ilişkilerin altına dinamit döşemekten çekinmedi. İnanmakta halen güçlük çektiğimiz bir tablo ortaya çıktı, üstelik tartışmaya diğer ülkelerin de dahil olmasıyla durum iyice kötüleşiyor. Ben iki ülkenin de haksız olduğunu düşünüyorum.

Önce Türkiye tarafından başlayayım. Yurt dışında seçim propagandası yapmanın yasak olması, AKP’nin eylemini bizim yasalarımız açısından sakıncalı duruma getiriyor. Üstelik bu yasağı getiren AKP’nin kendisi. Gerçi yasayla ilgili pek çok boşluk da yok değil. Farklı kaynaklardan okuduklarıma göre bu yasağın nasıl denetleneceği ve ihlal edilmesi halinde nasıl bir yaptırım uygulanacağı belli değil. Bu nedenle AKP’ye yasal bir yaptırım mümkün gözükmüyor ama en azından kamu vicdanı açısından ortada bir suç olduğu kesin.

AKP’nin haksız olduğu ikinci konu parti propagandasının bakanlık imkanlarıyla yapılıyor olması. Her ne kadar bu propaganda faaliyetleri farklı bir etkinlikmiş gibi gösterilmeye çalışılsa da Bekir Bozdağ, Mevlüt Çavuşoğlu veya Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’ya ve diğer ülkelere ne amaçla gittiklerini hepimiz biliyoruz. Keşke orada gerçekten bakan sıfatıyla bulunsalardı, hiçbir ülke bizi haksız göremezdi.

Diplomatik dokunulmazlığın ne olduğunu kabaca öğrenmek için kısa bir tarama yaptım. 1961 Viyana Konvansiyonu’na göre diplomatlar görevli oldukları ülkede tutuklanamaz, yargılanamaz, evleri aranamaz falan filan. Fakat sınır dışı edilmelerine bir engel yok. Bu durum Hollanda’ya karşı yasal bir hak iddia etmemizi zorlaştırıyor. Zaten Hollanda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya’yı sınır dışı ederken diplomatik dokunulmazlığı olmadığını iddia etmişti. Umarım doğru değildir ama bana doğru olma ihtimali yüksek gibi geliyor. Çoğu ülkede böyle bir bakanlık bulunmadığından kapsam dışı olabilir.

Hollanda tarafına gelirsek, Başbakan Mark Rutte’nin genel seçimler öncesinde bir gövde gösterisi yapmak istediği çok açık. Son zamanlarda birçok ülkenin iç siyasetini ne yazık ki yabancı düşmanlığı şekillendiriyor, Hollanda da bundan nasibini almış. Sağ ve uç sağ iki partinin çekiştiği düşünülürse seçim kampanyalarının “hangimiz daha fazla yabancı düşmanıyız” rekabetine dönüşmesi kaçınılmaz. Hollanda’nın gösteri yapan Türklere karşı uyguladığı şiddet, AKP’nin yıllardır yaptıklarından farklı değil. İşte bu nedenle onlar da haksız. Bizim siyasetçilerin bu olayda hiçe saydıkları yasalar da bizim iç problemimiz, hiçbir şekilde Hollanda’nın saldırgan tutumunu meşrulaştırmaz.

Eleştireceğim son nokta olaylara verdiğimiz tepkiyle ilgili. Yanlışlıkla Fransa bayrağı yakanlar da dahil hiç kimse bayrak yakmasın mümkünse. Bana göre bayrak yakmak aşağılık bir protesto biçimidir ve sadece olayın sorumlularını değil, bir ülkenin tüm vatandaşlarını hedef alır. Portakalı soyup baş ucunuza koyarsanız ona bir şey diyemem, en azından daha mantıklı bir tepki şekli. Bu arada kimsenin bizim karşımızda titrediği filan yok, kendini darı ambarında sanan aç tavuk gibi davranmayı lütfen bırakın.

Tags:

Leave a Reply

avatar
  Subscribe  
Notify of